26/12/2006

Zaferle çürümek

'Mülkün Sahibine sığınarak yürekten 'Bismil­lah' diyebilmiş olmayı diliyorum. 

‘zaferle çürüme’ halini hiç düşündünüz mü?.. 

Kişi zaferi kazandıktan sonra ne yapıyor da çürümeye başlıyor? 

Herhalde çok şey! Fakat çürüme özellikle 'ben İyiyim ve kazandım, rakiplerim -veya  düşmanlarım- kötü ve kaybettiler' diyen muzaffe­rin beyninde mayalanıp oradan kalbe iniyor. 

Kavramlar 

Kazanan mutlaka 'iyi' ise, kayanın elmastan daha iyi olması gerekir. 

Zaferi kazanan 'ben İyiyim, o kötü' yargısıy­la kendini zehirler. Bu gidişi halkımızın bilimsel tanım değerindeki o harika buluşuyla teşhis edebiliriz: Sevindirik olmak 

Gerçi bilgisayarlarda kullandığımız program 'sevindirik' kelimesinin altını kırmızı ile çizerek 'hatalı imlâ' uyarısı yapıyor ama makine bu, halkın kuraldışını kurallaştıran dehasını nasıl kuşatsın? 

Asıl tehlikelisi, hâlini gizlemeye çalışan ve gizlediğini zanneden belli bir zekâ düzeyinin üzerindeki 'sevindirik olmuş' kişilerdir. Oysa en zeki hasta bile 'sevindirik' olduğunu gizleyemez. Zaferden sonra açık verici davranışları'  farkına varamadan sergiler. Meselâ bir seçim zaferi kazanmış ve bir yerin başkanlığına gel­miş ise, sık sık 'ben başkan olarak' demeye ' devam ediyorsa, hiç şüphe etmeyin su katılmamış bir 'sevindirik'  muzaffer ile karşı karşı-yasınız. Bu kişi artık, 'ben iyiyim, o kötü' şartlanmasının esiridir. 

O saatten sonra 

O saatten sonra zafer çürümesi kaçınılmaz! İsterse o kişi kendini dindar zannetsin; hatta 'ben iyiyim, o kötü; bu yüzden ben kazandım, o kaybetti' şeklindeki şartlanmanın Allah'ı yok saymak anlamına gelebileceğine vakıf biri olsun! Sorsanız böyle hissetmediğini de söyler ama beynine çöreklenen rakiplerin -veya düşmanların- kötü olduğu' yargısı, önlenemez biçimde 'ben iyiyim' kabulünü dayatır. 

Öyleyse, işin püf noktası rakiplerin -veya düşmanların- kötü olduğu' yolundaki yargı, zaferle çürümek istemeyen kişinin ilk savaşacağı duygudur. 'Onun için Hazret-i Peygamber meydandaki zaferden sonra 'Küçük cihattan büyük cihada dönüyo­ruz' buyurmuştur. 

Esasen bu konuda -Peygamberimizi muhatap alıp aslında bütün insanlığa zafer hastalığının reçe­tesini getiren- Nasr suresi adam olana yetmeli:

- Allah'ın yardımı ve fetih gelip insanların kitleler hâlinde Allah'ın dinine girdiğini görünce Rabb'ini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile. Muhakkak O -pişmanlık duyup af dileyenlerin yaptığı- tövbeleri en çok kabul edendir.

Zaferle çürümek istemeyen kişi sığınacak hakiki bir şifa odağı bulmalı ki, 'rakibim veya düşmanım kötü, ben iyi' diye şartlanarak sapıtmasın...

Ö.L.M

Son Yazılarım

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı

    Web Site Counter
    Web Counter